ELVIS PRESLEY’NİN EGE ŞUBESİ!

 

 

Ünlü yönetmen Mahsun Kırmızıgül’ün yazıp yönettiği, Boyut Film/ Murat Tokat yapımcılığında 1 Mart’ta vizyona girmesi beklenen Mucize 2/ Aşk hüzün ve mutluluğun birbirine karıştığı hikayesiyle olduğu kadar renkli karakterleriyle de sinemaseverleri etkisi altına alacak. 60’lı yılların Türkiye’sinde geçen filmde, o dönemin sevilen filmleri ve müziklerine de atıfta bulunarak adeta bir nostalji rüzgarı estirecek olan yapımda sevilen oyuncu Sinan Çalışkanoğlu ‘Elvis Ali’ rolünü canlandırıyor. Kostümleri ve danslarıyla bir rock’n roll efsanesi olan ikon isim Elvis Presley’e benzetilen Çalışkanoğlu özellikle twist sahnesindeki performansıyla da konuşulacak.

“OYNADIĞIM EN ENTERESAN ROLLERDEN BİRİ”

Sinan Çalışkanoğlu “ Rolüme hazırlanırken bol bol Elvis Presley’nin konser kayıtlarını izledim. Amacım birebir taklidi olmak değildi ama O’na hayran Adara Sineması’nın çığırtkanı ve cankurtaranlık yapan Ali karakterine ulaşmaya çalıştım. Umarım bunu başarmışımdır. Ayrıca sette profesyonel dansçılarla 1960’ların popüler danslarını özellikle twist’i çalıştık. Kostüm ve saçların çok doğal olmasına dikkat edildi, oynadığım en enteresan rollerden bir tanesi oldu. Bu açıdan çok mutluyum. Elvis Presley hayranı değilim bu film doğrultusunda onun hayatını incelemek, 1960’lar dünyasını çalışmak çok keyifli ve öğreticiydi” açıklamasında bulundu.

“BENİM MUCİZEM, HAYAT IŞIĞIM EŞİMDİR”

Oyuncu “Karakterim saç stili dansları ve giyimiyle Elvis’in Ege şubesi adeta. Rolü kabul etmemde senaryonun gücü ve muhteşem bir kadronun bir araya gelmesi çok etkili oldu. Erdal Özyağcılar, Fikret Kuşkan, Mert Turak her zaman çalışmak isteyeceğim oyunculardı. Böylesi güçlü bir senaryoda bir araya geleceğimiz için tabii ki düşünmeden evet dedim” şeklinde konuştu. Çalışkanoğlu , ‘Sizin mucizeniz nedir?’ sorusuna ise “Benim mucizem eşim. Hayatımın her anında dostum, arkadaşım, her şeyim, Hayatıma yaptığı bütün dokunuşlar için minnettarım. Mucize kavramının içini en fazla dolduran, hayat ışığım diyebilirim” yanıtını verdi.

Çalışkanoğlu “İnsanlar bu filmden ötekileştirmeden de yaşanabilecek bir hayat olduğuna dair evrensel bir duyguyla ayrılacaklar. Farklılıkların eksiklik değil aslında özgünlük olduğunu hissedecekler. Film bu anlamda dünyanın neresinde gösterilirse gösterilsin, insanların gönül telini titretecek evrensel bir duyguya sahip. Ötekileştirmeden barış içinde yaşanabilecek bir dünya öneriyor” diyerek sözlerini noktaladı.